Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv          Rss Listesi
 

SİYASET - Eksen Genişlemesi ve Yeni Bir Eksenin Oluşumu - Siyaset Gönüllüleri Derneği
   
 Eksen Genişlemesi ve Yeni Bir Eksenin Oluşumu

Eksen Genişlemesi ve Yeni Bir Eksenin Oluşumu
 Yazı Boyutu

 Tarih : 28.06.2010 - 10:30:47 


Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika literatüründe eksen kavramı bir ülkenin işbirliği içerisinde olduğu ülke


Dr. Cüneyt Gürer
Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika literatüründe eksen kavramı bir ülkenin işbirliği içerisinde olduğu ülke ya da ülkeler topluluğu ve uluslararası kuruluşlar ile geliştirdiği işbirliği ve ortaklıkları ifade etmektedir. Kelimenin epistemolojisi açısından farklı anlamlara da gelebilecek eksen kavramı, uluslar arası politikaların oluşumunda sistemde belirgin bir aktör ve etki gücü oluşturan işbirliği mekanizmaları, çoklu ya da ikili ittifaklar, kurumsallaşmış rejimler (uluslararası para rejimi, uluslararası güvenlik rejimi vb.), bölgesel yada küresel hegemonyaya sahip bir devletin etrafında oluşan bloklar ve temelini kültürel ittifaklardan alan yapıları tanımlamaktadır.

Buna bağlı olarak, devletlerin bir araya gelmeleri sonucunda oluşan ve işbirliği yapan devletlerin doğrudan temaslarıyla ya da bu devletlerden bağımsız bölgesel ya da uluslar arası kuruluşlar aracılığıyla kurumsallaşan yapılar da eksen olarak tanımlanabilir. Bunun yanında, sistemdeki hareketin kaynağını oluşturan tek bir devletin eksen devlet olarak tanımlanması da mümkün olup, bu devlet birlikteliğin kaynağını oluşturmakta, aynı zamanda işbirliğine zemin hazırlayan politikalar üretmektedir. Ancak bütün bu ifadelerin farklı terminolojiler içerisinde de tanımlanması mümkündür. Örnek olarak küresel düzeyde eksen devlet daha çok hegemon olarak tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede son dönemde Türkiye’nin Dış Politika tercihleri hakkında yapılan tartışmaların sadece eksen kelimesi etrafında şekillenmesi literatürün konuyu ele alışı bakımından yetersiz kalmaktadır. Eksen kavramı ve buna bağlı diğer tartışmaları, uluslararası ilişkileri ve dış politikayı yorumlayan teorik yaklaşımlardan ve işbirliğinin oluşumunun teorik alt yapısını inceleyen düşüncelerden ayrı ele almak mümkün değildir. Bu nedenle son dönemde ortaya atılan tartışmalar teorik açıdan herhangi bir orijinalite ihtiva etmediği gibi, analitik ve pratik açıdan da içerisinde bazı eksiklikleri barındırmaktadır.

Türkiye hakkında ki mevcut eksen tartışmaları realizm, liberalizm, konstrüktivizm gibi uluslararası ilişkilerde işbirliğini birbirinden farklı nedenlere dayandırarak açıklayan teoriler çerçevesinde daha iyi anlaşılabilecektir. Bunun dışında yeni bir dış politika tercihi olarak algılanan eksen tartışmaları dış politika analizi tarafından ortaya konuşan “analiz düzlemleri” sistematiği ile daha detaylı olarak anlaşılabilecektir. Bir diğer ifadeyle Uİ teorileri bize uluslararası sistem düzeyinde farklı eksenlerin varlığının ve bu eksenlerde meydana gelen işbirliğinin alt yapısını anlamada yardımcı olacak, dış politika analizi sistematiği ise yeni dış politika tercihlerinin teknik düzeydeki işleyişini ve kaynağını daha net olarak ortaya koymamıza yardımcı olacaktır.

Uluslararası Sistemde İşbirliği: Yeni Tercihlerin Ortaya Çıkışı

Türkiye’nin tenkide uğrayan yeni politika tercihlerinde sorulması gereken “neden bir devlet yeni ittifak ya da işbirliği mekanizmaları arayışına girmektedir?” sorusudur. Bu temel (teorik) sorunun analitik cevabı bize Türk Dış Politikası’nın dinamik bir yapı içerisinde olduğu hakkında önemli bilgiler verecektir.

Yeni ittifak arayışları ya da işbirliği mekanizmalarını içeriden kaynaklanan etkenler ve dışarıdan kaynaklanan etkenler olarak iki başlık altında ele almak mümkündür. İçeriden kaynaklanan etkenler iç siyasi süreçlerin ya da bürokratik politikaların sonucu oluşturulan yeni yaklaşımları ihtiva etmektedir. Bu süreçte siyasal ya da bürokratik elitler önemli rol oynamakla birlikte, dış politika yapıcılarının kamuoyuna gösterdiği ilginin artmasına paralel olarak kamuoyunda oluşan taleplerde bu sürecin belirleyicisi olabilir. Dışarıdan kaynaklanan nedenler olarak; ait olunan ittifakın yeni beklentilere cevap verememesi, işbirliği çıktılarının maliyet etkin olma özelliğini yitirmesi, ortaya çıkan yeni kültürel aşırılıklar nedeniyle bir ülkenin ittifak dışı olarak yapılandırılması, bölgesel ya da küresel değişimlerin yeni güç merkezleri otaya çıkarması ve ülkenin bu merkezlerle uyumlu politikalar geliştirme yönünde tercih ortaya koyması ve benzeri nedenler sıralanabilir.

Uluslararası sistemin dinamik yapısı nedeniyle, devletler çıkarları çerçevesinde (realizm tarafından öngörüldüğü şekliyle) güçlü devletler etrafında, ya da ortak çıkarların elde edilmesi adına (liberalizm tarafından öngörüldüğü şekliyle) kurumsallaşmış işbirliği mekanizmalarıyla bir araya gelmektedirler. Elbette bu politika tercihleri özellikle global aktörler tarafından gayet yakından takip edilmekte ve çıkarların çatıştığı durumlarda sürece müdahale edilmekte ya da süreç rasyonel bir zemine oturtulmaktadır. Bu tarz müdahaleler realizm tarafından önerilen materyal gücün (askeri ya da ekonomik güç kullanımı ya da yaptırımlar) kullanımıyla, liberalizmin önerisi çerçevesinde uluslararası kuruluşların müdahalesiyle ya da konstrüktivist (yapısalcılık) bir açıdan, kimlik, din, kültür gibi kavramlar üzerinden oluşturulan söylemlerin gerçekler yerine konulması ve sürecin zihinsel inşası yöntemleriyle yapılmaktadır. Bu çerçevede kanaatimizce, eksen kayması tartışmaları Türkiye’nin Dış Politika sürecinin algısal olarak yapılandırılması sürecinin bir ürünüdür. Bu nedenle eksen kayması gerçek bir tartışma olmaktan daha çok yapılandırılmış bir süreçtir.

Yeni Politika Tercihlerinin Anlamı

Bir devletin uluslar arası sistemde yeni ittifak ya da işbirliği arayışları, daha önce ortaya konan tercihlerden ve devam eden işbirliği mekanizmalarından vazgeçtiği anlamına gelmediği gibi, yeni tercihlerin de mutlaka var olan işbirliği mekanizmalarına alternatif olduğu anlamı taşımamaktadır. Yeni işbirliği oluşumları devletlerin belirli konularda ürettikleri politikalarda yeni alternatifler üretmelerine ve bir anlamda eksen genişlemesine neden olmaktadır. Alternatifli ve çok yönlü politikalar, işbirliği yapan ülke açısından oldukça olumlu sonuçlar doğuracak bir yapı içermektedir. Bu sayede ülke sahip olduğu gücün gerçek boyutunu test etme imkânı elde edecek, kapalı toplumdan ya da tek blok anlayışından farklılıkları barındırabilen bir toplum yapısı ile birlikte farklı bloklar ile olumlu ilişkiler gerçekleştirebilecektir. Ancak bu süreç hali hazırda ittifak içerisinde olunan ya da işbirliği mekanizmalarının devam ettiği ülkeler açısından bazı olumsuzluklar içeriyor olabilir. Eksen kayması tartışmaların bu açıdan bakarak yeni politikaların hangi müttefik ya da stratejik ortak için ne anlama geldiği daha yakından analiz edilmelidir.

Sürekli Barışı Hedefleyen Ülke: Türkiye

Türk Dış Politikası Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana barıştan yana tavır alan bir çerçevede şekillenmektedir. Bu durum daha çok saldırgan politikalar izlememe ve barışın korunması adına uluslararası topluma gerekli ölçüde destek sağlanması olarak yorumlanmıştır. Sürekli barış Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” öngörüsüyle de destek bulan bir anlayış olmasına rağmen Türkiye aynı zamanda özellikle bölgesel ilişkilerinde “sürekli tehdit altında bulunma” ve “dört bir yanı düşmanlar tarafından sarılı” ön kabulüyle hareket etmiştir. Bu ön kabul güvensizliğe dayanan politikalar, yeni dostlar(1) ve ittifaklar elde etmenin önünde engel olmuş, bu nedenle Avrupa Birliği ile kendini bulan Batı ittifakı tek alternatif olarak uzun yıllar kabul edilmiştir. Bu süreç aynı zamanda Türkiye’nin bölgede yaşanan sorunlara aktif olarak müdahale etmesini engellemiş ve “barış öneren” ülke olmasına rağmen “barış getiren ülke” olma potansiyelini kullanamamıştır.

Bu çerçevede, son dönemde Türkiye tarafından üretilen dış politika tercihlerinin yeni bir eksen oluşumuna zemin hazırladığı söylenebilir. Bu konuda “kimi zaman statik ve konjonktürel bir değerlendirme ile, Türkiye’nin ulaşabileceği güç potansiyeli, olabileceğinden daha düşük bir düzeyde gösterilerek Türkiye dışında oluşmuş güç merkezlerine endeksli politikalar meşru kılınmaya çalışılmakta; kimi zamanda Türkiye’nin sabit ve potansiyel güç unsurları yeni uluslararası konjonktüre göre dinamik bir şekilde yeniden yorumlanmaksızın ani ve ciddi bir güç patlaması yapabileceği konusunda çok fazla iyimser tahminlerde bulunulmaktadır.”(2)Bu nedenle yeni eksen oluşumu konusunda sürecin henüz yeterince olgunlaşmadığı ancak mevcut politikaların rasyonel bir şekilde devamıyla bu sonuca ulaşılabileceği söylenebilir.

Türkiye uluslararası sisteme daha fazla entegre olmaya çalışan bir ülkedir. Sisteme entegrasyon, AB ne entegrasyondan farklı olarak, daha farklı politikaları ihtiva eden bir süreçtir. AB entegrasyonu, Türkiye açısından siyasi düzeyde olgunlaşmış, teknik düzeyde ise belirli düzeye ulaşmış bir yapıdadır. Bu kapsamda bundan sonraki adımların çoğu AB tarafından öncelikle siyasi düzeyde atılması gerekli olan adımlardır. Uluslararası sisteme entegrasyon sürecinde Türkiye’nin ürettiği siyasi politikalarla uluslararası sistemde daha aktif rol oynaması gerekmektedir. Bu nedenle Türkiye açısından uluslararası sisteme entegrasyon süreci, AB’ne üyelik sürecinden daha dinamik bir yapı kazanmıştır.

Bu çerçevede Türkiye bölgede yaşanan sorunların aşılmasına katkı sağlamayla işe başlamış, “komşularla sıfır sorun” politikasını uygulamaya koymuş, bununla da kalmayarak coğrafi olarak kendisinden bir hayli uzak bölgelerde ekonomik ve siyasi işbirliği mekanizmaları oluşturmuştur. Burada eleştirilebilecek bir husus bürokrasinin bu süreci kavrama ve sürece paralel politikalar üretmedeki yetersiz kalışı ve bu nedenle teknik düzeyde yaşanan sorunlardır. Bu sorunların nasıl çözüleceği ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte kısaca klasik bürokrasi yapısının yerine daha kapsamlı strateji endeksli bir yönetim anlayışının getirilmesi ve devletin, devlet dışı aktörlerle daha fazla işbirliğine girdiği, akademik uzmanlarla daha fazla etkileşim içerisinde olduğu bir yapı önerilebilir.

Uluslararası Sistem ve Demokratikleşme

Sisteme entegrasyonun önemli bir parçası olan demokrasi rejiminin bütün yönleriyle uygulanması amacıyla Türkiye demokratikleşme süreci başlatmak istemektedir. Ancak demokratikleşmeye karşı statükoyu temsil eden içeride bir kesim ve sisteme entegrasyonun çıkarlarına ters olacağını değerlendiren dışarıda farklı bir kesim bulunmaktadır. Demokratikleşmeye karşı statükoyu temsil eden kesim ve çıkar motivasyonlu hareket eden kesimler işbirliği içerisinde hareket ettiklerinde ülke gündemi bazı olayların patlak vermesiyle değiştirilmekte ve konstrüktivist söylemlerle gündem etnik köken, din, mezhep gibi konular etrafında örgülenmektedir. Bu nedenledir ki, aslında çok yönlü bir süreci ifade eden demokratikleşme Türkiye’de terörle mücadele anlayışı ve Kürt kimliği bağlamında dar bir alana mahkûm edilmiştir. Şu anda geldiği nokta itibariyle Türk demokrasisi seçim demokrasisi (elektoral demokrasi) olarak tanımlanmaktadır ki literatürde bireyler açısından ürettiği sonuçlar itibariyle en az diktatörlükler ya da demokratik olmayan diğer rejimler kadar risk taşıdığı ifade edilmektedir.

Türkiye aleyhinde konstrüktivist söylemler üreten ve bunları perde arkasından bir takım eylemlerle destekleme gayretinde olan kesimi bir devlet ya da devlet grubu olarak yorumlamamak gereklidir. Bu anlayışın birden fazla devletin içerisinde zemin bulan ve siyasal anlamda temsil edilen bir boyutu bulunmaktadır. Bunun yanında bu anlayışın tamamen fikir düzeyinde, politika yapıcılara yön verici mahiyette ve uluslararası ilişkilerde her geçen gün biraz daha fazla etkili olan politika ağları (policy networks), epistemik topluluklar ve küresel baskı grupları şeklinde de vücut bulduğu düşünülmelidir. Elbette bu gruplar savundukları tezleri hayata geçirme adına siyası ya da ekonomik bağlantılar kurmaktadırlar.(3)

Türkiye’ye Yöneltilen Eleştirilerin Analizi ve Eksen Tartışmaları

Türkiye’nin son dönemdeki dış politika tercihleri tek boyuttan çok boyutlu bir şekil almaya başlamıştır. Ancak daha önce açıkça “düşman” olarak tanımlanan ülkelerle geliştirilen sıcak ilişkiler ve “komşularla sıfır problem” politikası özellikle Ortadoğu’da İsrail tarafından yürütülen saldırgan politikalarla uyum göstermemektedir. Zira Türkiye tarafından arzu edilen barış ortamı ya da en azından çatışmasız ortamın İsrail’in beklentilerini karşılamaktan bir hayli uzak olduğu değerlendirilmektedir.

İsrail bölgede gerilimin sürekli hâkim olmasını istemekte ve buna bağlı olarak bölgedeki varlığını kalıcı hale getirmek amacıyla Ortadoğu’nun yeniden şekillenme sürecini kendi lehine olarak bir an önce başlatma niyetindedir. Bu amaçla Amerika Birleşik Devletleri dış politikasında önemli etkileri olan İsrail lobisi, ABD’nin bölgede askeri çözümler üretmesini her zaman desteklemiş ve bu bağlamda Irak işgalinin beyin takımını yönlendirmekten kaçınmamıştır.(4)İsrail özellikle İran kozunu Batıya karşı profesyonelce kullanarak Iran kaynaklı bir gerilimi sürekli gündemde tutma gayreti içerisinde olmuştur. Bu çerçevede Türkiye-İsrail gerilimin kaynağını, Türkiye’nin daha önce uzun bir süre ihmal ettiği Ortadoğu’da daha aktif rol alma istediği, gücün karşısında “değer eksenli”(5) bir Dış Politika geliştirme sürecine girmiş olması olarak tanımlamak mümkündür.

Eksen kayması tartışmaları sadece İsrail’le önce gerilen daha sonra kopma noktasına gelen ilişkiler çerçevesinde ele alınmamaktadır. Bu tartışmalara delil olarak aynı zamanda Türkiye’nin başta komşularıyla olmak üzere, birçok ülke ile başlatmış olduğu yoğun ilişkiler ve buna karşılık AB ilişkilerinin siyasi düzeyde yavaşlatılarak teknik düzeye indirgenmiş olması gösterilmektedir. Türkiye önceki dönemlerde tercihlerini çoğunlukla Batından yana koyarken yeni dönemde doğusunda meydana gelen sorunlarla da Batı politikalarından bağımsız olarak ilgilenmeye, sorunların çözümünde aracı, ekonomik ve kültürel olarak da kıtalar arasında köprü olma gayreti içerisinde olduğunu göstermektedir. Bu gayretin nedeni olarak, sahip olduğu potansiyelin her geçen gün daha fazla farkına varması, uluslararası sistemde oluşan “fırsat pencereleri”, başta AB olmak üzere Batı bloğunun Türkiye’ye mesafeli yaklaşımları gibi unsurlar sıralanabilir. Türkiye’nin sahip olduğu konum ve yeri hakkında Batı’da çok ciddi bir bölünmüşlük bulunmakta bu da Batı’nın konuyla ilgili yapıcı politikalar geliştirilmesine engel olmaktadır.

Eksen tartışmaları, dış politika tercihleri, yeni işbirliği mekanizmaları ve ittifakların oluşumu açısından değerlendirildiğinde beraberinde uluslararası sistemde güç dengeleri politikaları ve hegemon güç karşısında alınan tavırda önem kazanmaktadır. Soğuk Savaş sonrasında kurulan Amerika endeksli tek kutuplu sistemin varlığı halen devam etmektedir. Ekonomik anlamda bazı ülkeler tarafından ortaya konulan performans ve özellikle terörle mücadele konusunda ki başarısız ABD politikaları, ABD hegemonyasının yerine alternatif kutupların ilk sinyali şeklinde yorumlanmıştır. Bu yorumlar beraberinde Amerikan döneminin geleceğini tartışılır hale getirmiş olsada, sistemin mevcut yapısı bölgesel ya da küresel politikalarda Amerika’nın oynadığı rolün öneminin halen devam ettiğini göstermektedir. Bu kapsamda Türkiye’nin yeni tercihleri sistemi doğrudan tehdit etmediği gibi güç dengesinin devamı için Amerika açısından kritik bir öneme sahip bulunmaktadır. Amerika kendi çıkarları açısından Türkiye’nin bölgede artan rolünü desteklemektedir. Bu süreçte ABD ve Türkiye çıkarları ciddi bir şekilde uyuşmaktadır. Bu ise Türkiye’nin ABD endeksli politikalar üretmesinden daha çok, ABD’nin Türkiye’ye olan ihtiyacından kaynaklanmaktadır.(6)

Ülkelerin dış politika tercihlerindeki değişimlerin kaynağı olarak bazı yazarlar, devletleri kontrol eden rejimlerde meydana gelen radikal değişimleri(7) göstermekte ve bunun aynı zamanda yeni kurumlarla sistematik hale getirilmesi gerektiğini(8) vurgulamaktadırlar. Bu çerçevede tarihsel süreçte eksen kaymaları radikal değişimler ve sonrasında oluşan kurumsal yapılarla kendini göstermiştir. Örnek olarak, askeri darbeler sonrasında ya da savaşlardan sonra ortaya çıkan durumlar yeni eksenlerin oluşumuna yol açmış ya da ülkelerin tercihleri noktasında bazı farklılıklar ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ülkelerin eski tercihlerini terk etmeleri bağlamında ise, bu tercihlerin maliyet etkinliğini ve değerini yitirmesi, sistemde güç dengelerinde önemli değişimlerin yaşanması ve yeni ittifakların daha maliyet etkin sonuçlar üretmesi önemli nedenler olarak sıralanmaktadır.

Bu iki açıdan (yeni tercihlerin ortaya çıkması ve eskilerin terk edilmesi) bakıldığında eksen kayması tartışmalarının sadece gündelik siyasetin sonuçları itibariyle ortaya çıktığı bu nedenle, teorik alt yapı yanında güçlü argümanlardan da yoksun olduğu yorumu yapılabilir. Bunun yanında, yukarıda önerilen şekliyle radikal değişimlerin yaşanması ya da eksen kaymasına delil olarak gösterilebilecek kurumsal yapıların olmaması bu tartışmaların yeterli zemine oturtulamadığını göstermektedir. Bunun yanında eksen genişlemesi meydana gelen gelişmeleri açıklaması bakımından daha isabetli bir tanım olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Türkiye’nin Doğu ile Batının sentezi olma yönündeki iddiaları ve bu çerçevede gerçekleştirilen ve aynı zamanda kurumsallaştırılan politikalar, Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve siyasi eksenlerde(9) bir genişleme içerisine girmiş olduğuna delil olarak gösterilebilir. Bu nedenle Doğuyla ve Batıyla ilişkilerinde denge oluşturma gayreti gayet doğaldır ki Cumhuriyetin kurucusu M. Kemal Atatürk tarafından belirlenen “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” politikası ile de uyum içerisindedir.

Türkiye’nin bir başka amacı, bölgede sürekli barışı sağlayacak girişimlerde bulunarak barışın sağlanması ya da en azından sıcak çatışmaların durdurulması ve saldırgan politikaların sonucu ortaya çıkan mağduriyetlerin ortadan kaldırılmasını sağlamaktır. Bu süreçte Türkiye’nin uluslararası camia tarafından ve özellikle de bölgede etkinlikleri hissedilen ülkeler tarafından yeterince desteklenmemesi ve barış yönündeki çabalarında yalnız bırakılması, uluslararası sitemde sürekli barışa olan inancın tam olmadığını, aynı zamdan barışın ciddi anlamda bazı kesimlerin çıkarlarına ters düştüğünü göstermektedir. Türkiye’nin yalnızlaştırılmasına yönelik politikalar ve uluslararası sistemin önemli bir aktörü olma yönündeki gayretleri aleyhine başlatılan propaganda faaliyetleri, Türkiye’nin Dış Politika’da daha aktif rol oynaması ve mevcut siyasi iradenin teknik düzeye de hızla indirgenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bundan sonraki süreçte de Türkiye çok tartışılan bir ülke olmaya devam edecektir. Bu tartışmaların yapıcı olarak ele alınması ve Türkiye’nin artan önemine bir delil olarak da gösterilmesi mümkün olmakla birlikte duygusallıktan uzak rasyonel politikaların bu sürece katkısı daha fazla olacaktır. Mevcut yapıda Türkiye’nin yeni bir eksen oluşturduğuna yönelik ifadeler iyimser ve yerine göre iddialı olmakla birlikte imkânsız da değildir.

1- Özellikle bir dönem düşman olan devletlerin nasıl dost olabileceği konusunda Charles A. Kupchan tarafından kaleme alınan “How Enemies Become Friends: the Sources of Stable Peace” başlıklı kitap kapsamlı analizler ortaya koymaktadır.
2- Davutoğlu, Ahmet. 2009. “Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu” (35. Baskı) İstanbul: Küre Yayınları, s.45
3- Bu konuda Prof. Dr. Tayyar ARI tarafından kaleme alınan “Türk Dış Politikasını Anlamak: Gemi Baskınından BM'de Yaptırım Kararına Giden Süreç. USAK Stratejik Gündem [http://www.usakgundem.com/yazar/1618/türk-dış-politikasını-anlamak-gemi-baskınından-bm-39-de-yaptırım-kararına-giden-süreç.html) başlıklı yazı bu çevreler hakkında bilgiler içermektedir.
4- Mearsheimer, John J., Walt Stephen M. 2007. “The Israel Lobby and U.S. Foreign Policy” New York: Farrar, Straus and Giroux. S.230
5- Bal, İhsan. 2009. “Türkiye Eksen Değiştirmiyor Eksenini Genişletiyor” USAK Stratejik Gündem [http://www.usakgundem.com/yazar/1300/türkiye-eksen-değiştirmiyor-eksenini-genişletiyor.html]
6- The Economist. (10 Haziran 2010). “Is Turkey Turning?: Turkey is rethinking its place in the world”
7- Siverson, Randolph, Starr, Harvey. 1994. “Regime Change and the Restrcutring of Alliences” American Journal of Political Science, v.38 n.1 s.145-161
8- Bennett, D. Scott. (1997) “Testin Alternative Models of Alliance Duration, 1816-1984” American Journal of Political Science v.41 n.3 s.846-878
9- Burada eksen kavramının tek boyutlu olmadığını farklı boyutlarda ele alınması gerektiğini ve bir devletin birden fazla eksende farklı roller oynayabileceğini vurgulamak gerekmektedir.

Dr. Cüneyt Gürer, Polis Akademisi İstihbarat Bilimleri Araştırma Merkezi (cuneytgurer@gmail.com)

  Editör :  şükrü yavuz

 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Siyaset Gönüllüleri Derneği

 Kategori  SİYASET

14 Kişi Tarafından Okundu.

Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
 Köşe Yazıları

ŞÜKRÜ YAVUZ

ŞÜKRÜ YAVUZ ¬
Bir Vatanın Bekası Geliyor Aklıma

Musa Gümüş

Musa Gümüş ¬
FARKLI OLMAK UĞRUNA

Muzaffer Ayanoğlu

Muzaffer Ayanoğlu ¬
Gerekçesiz “EVET”

Tarik Gonen

Tarik Gonen ¬
Neden CHP, BDP ve MHP’ciler Hayır - Ülkücüler ve Sağduyulu Vatandaşlar Evet Diyor?

Alper BALIKÇI

Alper BALIKÇI ¬
Ülke yönetimini verelim yargı ve ordunun eline ülkeyi istedikleri gibi yönetsinler.

EMİNE YILDIZ

EMİNE YILDIZ ¬
FAZLA EMPATİSİ OLAN VARMI?
 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Kablo çekmekle ugrasmayin, internete duvardaki prizlerden baglanin Kablo çekmekle ugrasmayin, internete duvardaki prizlerden baglanin
Haber, Interne artik prizlerde, kablo cekmekle ugrasmayin, internete duvardaki prizden baglanin....

Ferrari Hibrit
Petrol Yiyen Mikrop
Depremden Koruyan Yatak
Demokrasi Adına
Rotschild Ailesi:Dünyayı Yöneten Aile Rotschild Ailesi:Dünyayı Yöneten Aile
Hitler, dünya tarihindeki gelmiş geçmiş en faşist ve psikopat lider olarak bilinir. Çoğu kişi Hitleri şizofrenin eşiğinde olan, fanatik Alman milliyetçisi psikopat bir lider olarak tanır, ancak gerçekte hiç kimse...

Batsın Bu Dünyanın Özeti
V for Vendetta
Korku Kültürü Belgesel İzleyin
Farklı, Ama Bir Arada Yasamak
Yalanlar Üstüne
Aynadaki Düşman Belgeseli İzle
Çıfıt Karanlığından, Çıfıt Çarşısına
Türk demokrasisinde tarihî dönüşüm
Pusulanızı Şaşırmayın
 
 Takvim
5  Eylül 2010  
Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 12
 Dün : 26
 Toplam : 3911
 Ip No : 38.107.191.88
     

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.4994 1.5066
  Euro 1.9241 1.9334
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 





REFERANDUM | SİYASET | OLMAZSA OLMAZ | SAĞLIK | GÜNCEL | ÇEVRE | SANAT | EKONOMİ | FAALİYETLER | ASIMIN NESLİ | TEKNOLOJİ | ENERJİ POLİTİKASI | TÜZÜK | YÖNETİM | İLETİŞİM | Gizlilik Politikası


 
 

   © Copyright - 2009- Siyaset Gönüllüleri Derneği - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.

0,88 saniye.