|
|
|
|
|
|
|
|
Avrupa Enerji Güvenliğinde Türkiyenin Rolü |
|
|
|
Tarih : 28.06.2010 - 11:35:24 |
|
| USAK ve Konrad Adenauer Stiftungun ortaklaşa olarak organize ettiği ve ana sponsorluğunu BPnin, medya sponsorluğunu ise TRT, Hürriyet Daily News ve Haber Türkün yaptığı |
|
|
|
. Oturum
USAK ve Konrad Adenauer Stiftung'un ortaklaşa olarak organize ettiği ve ana sponsorluğunu BP'nin, medya sponsorluğunu ise TRT, Hürriyet Daily News ve Haber Türk'ün yaptığı "Avrupa’nın Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü" başlıklı konferans bugün saat 9.30’da USAK konferans salonunda başladı. Konrad-Adenauer-Stiftung vakfının Türkiye temsilcisi Jan Senkyr’nin, USAK koordinatörü Dr. Sedat Laçiner’in ve T.C. enerji bakanlığı müsteşar yardımcılarından Yusuf Yazar’ın açılış konuşmalarıyla başlayan konferansın ilk oturumu Avrupa ve Türkiye arasında ortak çıkarlar doğrultusunda işbirliğinin geliştirilmesi vurgusuyla sona erdi.
İlk oturumda enerji arzı güvenliği, alternatif enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve Türkiye’nin bir enerji koridoru olarak bölgedeki rolü üzerinde duruldu. Konuyla ilgili olarak Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığının devam ettiğini belirten Yazar, kaynakların çeşitlendirilmesine yönelik çabaların devam ettiğini belirtti. Bu bağlamda Katar’la işbirliğine gidilmesine ve Avrupa’ya doğalgaz geçişini sağlayan Nabucco projesi kaynak yaratma konusunda atılan önemli adımlara dikkat çekildi. Aynı zamanda Türkiye’nin Mersin ve Sinop kurmaya planladığı nükleer santrallerle nükleer santral kurulum gücünü artırmayı hedeflediğini söyleyen Yazar, Türkiye’nin bölgede de koridor konseptine uygun projeler gerçekleştirmeye devam edeceğinin altını çizdi.
Konuşmacılardan Thomas Bareis Avrupa’nın borçlanmaya dayalı çok önemli bir mali krizle karşı karşıya kaldığını belirterek “1990-2008 yılları arasında enerji ihtiyacı iki katına çıkmıştır. Bunun nedeni enerji kaynaklarının azalması, hammadde ithalatına bağımlılığın artması ve tedarikçi ülkelerde riskin artmasıdır” ifadelerini kullandı ve enerji güvenirliliğinin sağlanmasında işbirliği ve çeşitliliğin artırılması üzerinde durdu. Oturumda ayrıca enerji güvenliği sürecinde adil karar alma süreçlerinin tam olarak sağlamlaştırılmadığı, bu süreçte Türkiye'nin öneri getirememesi gibi sorunlara değinildi. Değinilen bir başka konu ise enerji güvenliğinin öngörülebilirliğinin yanı sıra alt yapı güvenliğinin boyutları oldu.
2. Oturum
USAK ve Konrad Adenauer Stiftung'un ortaklaşa olarak organize ettiği ve ana sponsorluğunu BP'nin, medya sponsorluğunu ise TRT, Hürriyet Daily News ve Haber Türk'ün yaptığı "Avrupa’nın Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü" başlıklı konferansta ikinci oturum sona erdi. Oturumun konusu “Türkiye-AB İlişkilerinde Enerji” olarak ele alınırken, oturumun moderatörlüğünü Doç. Dr. Mithat Çelikpala yaptı.
Oturumda ilk olarak Dr. Heiko Schuss söz aldı. Schuss Türkiye Avrupa Ortak Enerji Politikası kapsamında hedeflerde uyum, çatışma veya siyasi blokaj olup olmadığına dair görüşlerini dile getirdi. Schuss konuşmasına ilk olarak Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkinin tarihsel arka planını vererek başladı. Schuss, Enerji Piyasası Entegrasyonunun Avrupa Birliği içerisinde enerji piyasalarında rekabeti güçlendirmek ve enerji ticaretini sınırsız bir biçimde gerçekleştirmeyi amaçladığını ve ayrımcılıktan uzak elektrik ve gaz teminini hedeflediklerini belirti. Türkiye’nin enerji temininde transit ülke olarak jeo-stratejik önem kazanmış olduğunu dile getirdi.
Dr. Heiko Schuss’tan sonra söz alan Avrupa Komisyonu Dış İlişkiler Müdürlüğü Strateji Koordinasyon ve Analiz masasında görev yapan Eva Tvarozkova, Türkiye’nin enerji ilişkilerinin Avrupa Birliği için taşıdığı önemden bahsetti. Bu noktada Türkiye’nin transit bir ülke olduğundan bahseden Tvarozkova bu hususun Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinin şekillenmesinde çok büyük rol oynayacağını belirtti. Tvarozkova Doğal Gaz pazarının Avrupa Birliği içerisinde iyi işlemediğini de konuşmasında dile getirdi.
Eva Tvarozkova’dan sonra söz alan Botaş Uluslararası Projeler Dairesi Başkan Yardımcısı Kürşad Çapanoğlu Dünya’nın %70 doğal gaz ve petrol rezervlerinin Türkiye’nin doğusunda, pazarlarının ise Türkiye’nin batısında olduğu tespitinde bulundu. Bu tespitten hareketle Türkiye’nin misyonunun doğudaki kaynakları batıya aktarmak bir köprü görevi kurmak olduğunu dile getirdi. Kürşad Çapanoğlu Türkiye’nin doğal gaz kullanımında gelişim kaydettiğini ve 66 ilimize doğal gaz getirildiğini söyledi.
Son olarak söz alan Enerji Uzmanı Mustafa Sezgin, Avrupa Birliği Direktiflerinden bahsetti. Türkiye’deki yasalarla Avrupa Birliği arasındaki uyum ve uyumsuzlukları dile getiren Sezgin, ülkemizdeki doğal gaz piyasasına yönelik mevzuatta değişikliklere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
3. Oturum
Necdet Pamir’in moderatörlüğünü yaptığı üçüncü oturumda Türkiye’de enerji tüketimi ve Türk enerji sektöründe muhtemel Avrupalı yatırımlar başlığı altında Murat Zekeriya Aydın, Nikolous Bemberg, Otto Hauser sunumlarını yaptılar. Türkiye’nin fosil yakıt ithaline bağımlılığı, Türkiye’nin artan enerji tüketimi ve uzun dönemli ödeme seçeneklerindeki sıkıntılardan bahseden Pamir, gereksiz pembe politikalar yaratılmaması gerektiğini söyledi. Buna karşın Türkiye’nin enerji kaynaklarının yeterli olduğunu belirterek Türkiye’nin rüzgâr, güneş, hidroelektrik enerji potansiyeline dikkat çekerek bu alanlarda yatırım eksikliği olduğunu ifade etti.
Konuşmacılardan Otto Hauser, Türkiye’deki yatırım ve siyasi gerçekliğin bugünkü durumdan farklı olduğunu hatırlatarak Türkiye’nin ekonomik ve sosyal açıdan Almanya’nın önemli bir partneri olduğunu belirtti. Halklar arasındaki bağlara dikkat çeken Hauser, Türkiye’nin her zaman Batı’nın yanında olduğunu, NATO çerçevesinde önemli bir yere sahip olduğunu ve özgüveni yüksek, bağımsız bir ülke olduğunu vurguladı. Türkiye’yi bölgesel bir güç ve stratejik enerji partneri olarak tanımlayan Hauser, Türkiye’nin AB sürecindeki reformlara ihtiyaç duyduğunu ve bu bağlamda ön tespitlerin doğru yöntem olmadığına işaret ederek açık sürecin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Azerbaycan- Türkiye- Almanya stratejik enerji ittifakı üzerinde duran Hauser, Karabağ sorununun boru hatlarının enerji güvenliğini tehlikeye attığını ve sorunun çözümüne katkıda bulunulmasını ve sorunun devletler hukuku çerçevesinde çözülmesi gerektiğinin altını çizdi. Nabucco projesinde İran’ın güvenli bir ortak olmadığını söyleyen Hauser, Azerbaycan petrolünün bu açıdan çok önemli olduğunu belirtti. Hauser, ortak değerler bütünlüğü çerçevesinde karşılıklı anlayışa ihtiyaç olduğunu söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.
İkinci konuşmacı olarak söz olan Nikolous Bemberg Türkiye’deki enerji sektöründeki yatırımlara değindi. Türkiye’de faaliyette bulunan Alman şirketlerine değinen Bemberg, ardından enerjinin önemini vurguladı. Bemberg, enerji bağımsızlığına dikkat çekerek gelecekte bu düzeyde fosil yakıtlara bağlı kalınmaması gerektiğini, yenilenebilir enerji kaynaklarının bu konuda büyük önem arz ettiğini söyledi.
Son olarak söz alan Murat Zekeriya Aydın, yatırımcıların ihtiyaçları ve liberalizasyon sürecinde arz güvenliği konusuna değinerek, elektrik alt üretimi ve Türkiye’nin kaynak kullanımında Türkiye’nin önemini vurguladı. Altyapımı üretimlerinin önemine değinen Aydın, bu yatırımların özel sektörle eş güdümlü olarak devam ettirilmesi gerektiğinin üzerinde durdu. Aydın, liberal piyasada enerji fiyat artışlarının arz-talep dengesizliğinden ortaya çıktığını, bunun da talep eden için katlanabilir seviyede tutulmasının gerektiğini söyledi. Bu arz-talep dengesinde yerel kaynak olan linyitin önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Aydın, gelecekteki fiyat artışının linyit kullanılarak önlenebileceğini ifade etti. Aydın, yerli ve yabancı yatırımcının ilgisinin yoğun olduğunu, fakat gerekli yönlendirme ve uygulamaya ihtiyaç olduğunu söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.
|
|
|
|
|
|
 |
12 Kişi Tarafından Okundu. |
|
Yorum ( 0 )
|
|
|
|
|
Kayıtlı Yorum Bulunmuyor. |
|
|
|
|
Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Ziyaretçi İstatistikleri |
 |
|
|
|
|
|
Online |
: |
1 |
|
Bugün |
: |
21 |
|
Dün |
: |
33 |
|
Toplam |
: |
3992 |
|
Ip No |
: |
38.107.191.85 |
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|